İzmir Barosu, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında yayımladığı basın açıklamasında, otizmli bireylerin haklarına ve devletin bu konudaki sorumluluklarına dikkat çekti.
İzmir Barosu’ndan çarpıcı açıklama: Otizm Eylem Planı kağıt üzerinde mi kaldı?
İzmir Barosu, Ulusal Otizm Eylem Planı’nın uygulanmadığını belirterek, otizmli bireylerin sosyal hayata tam anlamıyla katılımının sağlanması gerektiğini vurguladı. Baro tarafından şu açıklama paylaşıldı; "Otizm; bireylerin iletişimini, sosyal etkileşimini ve dünya ile kurduğu bağı etkileyen, yaşam boyu süren nörogelişimsel bir farklılıktır. Birleşmiş Milletler tarafından Nisan ayı Otizm Farkındalık Ayı, 2 Nisan ise Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak ilan edilmiştir.
Otizmli bireylerin, toplumsal hizmetlere diğer bireylerle eşit biçimde erişimini sağlamak ve hayatın her alanında bağımsız şekilde yer alabilmelerini desteklemek amacıyla hazırlanan 1. Ulusal Otizm Eylem Planı, 3 Aralık 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 2016-2019 yılları arasında uygulanması öngörülmüştür.
Ancak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bu plana dair sonuç raporu ancak Aralık 2021’de kamuoyuyla paylaşılmıştır. Planın öngörülen süresi sona erdikten yıllar sonra açıklanmış olması, planın kağıt üzerinde kaldığını ve uygulamada hayata geçirilmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Raporda yer alan “Sorumlu ve İlgili Bakanlık/Kurumların Tedbirleri Gerçekleştirme Durum Raporu”nun sonuç kısmında sıralanan öneriler, aslında 2019 yılına kadar tamamlanması gereken görevlerdir.
Bu eksikliklerin giderilmediği ortamda, uygulamaya tam olarak geçirilmemiş ilk planın ardından, 2023-2030 yıllarını kapsayan 2. Ulusal Otizm Eylem Planı açıklanmıştır. Aileler yeni planın somut adımlarla hayata geçirilmesini beklerken, Sağlık Bakanlığı tarafından bir başka hayal kırıklığı yaşatılmış; planda yer alan, öfke veya kriz anlarında destek sunabilecek, tam teşekküllü hastaneler bünyesinde kurulması öngörülen “Kritik Müdahale ve Güvenli Alan Birimleri” maddesi iptal edilmiştir.
Çocukların sosyal hayata ulaşması engellenmektedir
Otizmli bireyler ve aileleri, Anayasa, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve ilgili tüm yasal düzenlemelerle tanımlanmış haklarını talep ederken dahi, en hafif ifadeyle birer “ricacı” konumuna düşürülmektedir. Bu durum, aileleri hem psikolojik hem de ekonomik olarak yıpratmakta; çocukların ise nitelikli eğitime, sosyal hayata ve istihdam olanaklarına ulaşmasını engellemektedir.
Engelli hakları insan hakkı olarak görülmeli
Oysa engelli bireylerin de, diğer yurttaşlar gibi eğitime, sosyal hayata, sağlığa ve adalete eşit erişim hakkı vardır. Bu noktada kamu kurumları ve yerel yönetimlerin, engelli haklarını insan hakkı olarak görmek ve buna göre hareket etmek gibi temel bir sorumluluğu bulunmaktadır.
İzmir Barosu olarak bizler, insan hakları, eşitlik ve adaletin savunucusu olma görevimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Kamuoyunda sıkça hatalı biçimde kullanıldığı gibi “engellerle” değil, ayrımcılıkla mücadele ediyoruz. Her bireyin adalete erişim ve hak arama yolculuğunda yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz."