İzmir Kemeraltı Antikacılar Çarşısı’nda, koleksiyonluk objelerle dolu bir hazine saklı: Başka Antika Rehabilite Merkezi. Yaklaşık 20 yıldır antikacılıkla uğraşan Erkan Sert’in işlettiği bu özel dükkân, sadece eski eşyalar satan bir yer değil; aynı zamanda geçmişin izlerini geleceğe taşıyan bir zaman kapsülü. Burada her obje, sahibine kavuşmayı bekleyen bir hikâye barındırıyor. Sert, “Biz aldığımız her ürünü araştırıp müşterimize anlatmak zorundayız” diyerek antikacılığı yalnızca ticaret değil, bir geçmişi yeniden yaşatma sanatı olarak görüyor.

Bir dükkan düşünün, geçmişi hayatınıza geri getiriyor

Başka Antika Rehabilite Merkezi, Türkiye’nin dört bir yanından koleksiyoncuların ve nostalji meraklılarının ilgisini çeken eşsiz bir dükkân. İstanbul, Ankara, Bursa, Eskişehir ve Antalya’dan gelen ziyaretçiler, içeride gördükleri çeşitlilik karşısında hayrete düşüyor ve çoğu zaman şu cümleyi kuruyor: “Böyle kapsamlı bir yer görmedik.”

Dükkânda vintage objelerden eski şapkalara, koleksiyonluk içecek şişelerinden retro gözlüklere, Osmanlı dönemine ait objelerden unutulmuş reklam panolarına kadar geniş bir ürün yelpazesi bulunuyor. Sert, özellikle son yıllarda gençlerin antikalara ilgisinin arttığını belirterek “Gençler, sadece süs eşyası değil, kullanabilecekleri ve sergileyebilecekleri özel parçalar arıyor” diyor.

Ancak burası yalnızca eski eşyaların satıldığı bir dükkân değil; kimi zaman bir hatıranın yeniden canlandığı, kimi zaman gözyaşlarının vitrinin önüne döküldüğü bir yer.

İzmir’de boykot pikniğine müdahale: Kültürpark’a alınmayan öğrenciler kapı girişinde kaldı İzmir’de boykot pikniğine müdahale: Kültürpark’a alınmayan öğrenciler kapı girişinde kaldı

Tek bir oyuncak ve gözyaşlarına boğulan bir çocukluk

Dükkânda yaşanan en duygusal anlardan biri, geçmişin insan ruhunda nasıl derin izler bıraktığını gösteriyor. Bir gün dükkâna gelen bir kadın, vitrine göz gezdirirken bir anda olduğu yerde donakaldı. Camın arkasında duran küçük, eski bir oyuncak… Yıllardır hafızasında silik bir hatıra olarak kalan, belki de çocukluğunun en kıymetli parçası. O, çocukken sahip olduğu tek oyuncağıydı. Ve şimdi, onlarca yıl sonra hiç beklemediği bir anda karşısına çıkmıştı. Önce gözleri doldu, sonra derin bir nefes aldı ama kendini tutamadı. Vitrinin önünde hıçkırıklara boğuldu.

Erkan Sert bu anı şöyle anlatıyor:
“Bazen bir eşya sahibini bulduğu an, içindeki bütün anıları canlandırır. O kadın vitrinde kendi çocukluğunu gördü. İşte bu yüzden, burada satılan şey sadece bir obje değil, anılar, hayaller ve duygular.”

Bu dokunaklı karşılaşmanın sonunda, Erkan Sert oyuncağı müşterisine hediye etti. Çünkü burada değerli olan yalnızca eski eşyalar değil, o eşyaların taşıdığı duygular…

Antikalar nasıl toplanıyor?

Peki, bu ürünler nasıl temin ediliyor? Sert, yıllardır ev boşaltmalarından, hurda depolarından, bit pazarlarından ve gezici toplayıcılardan özel parçalar alarak koleksiyonunu oluşturuyor. “Çoğu insan miras kalan eşyaları elden çıkarmak istiyor, biz ise bu kıymetli objeleri sevenleriyle buluşturuyoruz” diyerek mesleğinin manevi yönünü vurguluyor.

Örneğin, kısa süre önce Türkiye’de hiç bilinmeyen Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde üretilmiş domates ve limon şurubu şişelerini bulup koleksiyonerlere kazandırmış. Bu tür nadir objeler, sadece koleksiyoncular için değil, tarih meraklıları için de büyük bir değer taşıyor.

Zamanda yolculuk: Mum makası ve casus kamera

Dükkânın en ilginç parçalarından biri turna kuşu formunda Osmanlı dönemi mum makası. O dönemlerde mumlar erirken fitil daha uzun kaldığı için is yapmaya başlardı. İşte bu özel makaslar, fitili keserek ortamın daha temiz kalmasını sağlardı. Bugün, geçmişin günlük yaşamına dair bu küçük ama anlamlı detaylar, antika koleksiyoncularının en çok aradığı parçalar arasında.

Bir diğer nadir bulunan obje ise 1960’larda casus kamera olarak kullanılan cep boyutundaki bir fotoğraf makinesi. O dönemin istihbarat dünyasında büyük rol oynayan bu küçük cihaz, teknolojinin nasıl bir evrim geçirdiğini gözler önüne seriyor. Sert, “Bu tür parçalar, sadece koleksiyoncular için değil, tarih meraklıları için de büyük önem taşıyor” diyor.

Geçmişin izleri bugüne taşınıyor

Başka Antika Rehabilite Merkezi, yalnızca antika meraklıları için değil, geçmişle bağ kurmak isteyen herkes için bir vaha. Buraya gelen herkes, bir anısını bulma umuduyla raflar arasında dolaşıyor.

Erkan Sert, “Bazen bir obje sahibini bulduğu an, geçmişin kapıları açılır. Biz burada anıları saklıyoruz ve yeniden yaşatıyoruz” diyerek dükkânının sadece bir ticaret merkezi olmadığını, duyguların ve hatıraların buluştuğu özel bir yer olduğunu vurguluyor.

Anıları taşıyan gömlek

2002 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun olan bir öğrenci, lise yıllarına dair en özel anıları saklamak için mezuniyet gömleğini sınıf arkadaşlarına uzattı. Herkes, ona dair duygu ve düşüncelerini, yıllar sonra okuduğunda yüzünde bir gülümseme oluşturacak notlarını gömleğin üzerine yazdı. O gömlek, sadece bir kıyafet değil, dostlukların, hayallerin ve gençlik heyecanının bir yansıması oldu. Yazılan her cümle, paylaşılan anıların, sıralarda kurulan hayallerin ve okul bahçesinde yaşanan kahkahaların birer izi olarak kaldı. Zaman geçse de o gömlek, lise yıllarının unutulmaz hatıralarını üzerinde taşımaya devam etti. Şimdi ise Erkan Sert’in titizlikle koruduğu koleksiyonun en özel parçalarından biri olarak geçmişten günümüze bir köprü kuruyor.

Müzeyyen Senar'ın İzmir gezileri

Başka Antika’nın arşivinde yalnızca objeler değil, zamanın ruhunu yansıtan fotoğraflar da var. Bunlardan biri, Türk müziğinin efsane ismi Müzeyyen Senar’a ait. Senar, İstanbul’un kalabalığından bunaldığında sık sık gizlice İzmir’e gelir, burada dostlarıyla buluşur ve onlarla piknik yaparak huzur dolu anlar yaşardı. Bu karelerden biri de işte o anları ölümsüzleştiriyor. Zamana meydan okuyan bu fotoğraf, Erkan Sert’in koleksiyonunda, unutulmuş anıları tekrar hatırlatmak için ziyaretçilerini bekliyor.

1999’da tesadüfen antikacılığa adım atan Sert, bugün yalnızca eski eşyalar satmıyor; insanları geçmişleriyle buluşturuyor. Ve Başka Antika Rehabilite Merkezi’nin raflarında, her biri ayrı bir hikâye taşıyan eşyalar, yeni sahiplerini beklemeye devam ediyor.

Muhabir: SEMRA İĞTAÇ