Aydın, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle her geçen gün cazibesini artırarak yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Ege'nin incilerinden olan bu şehir, binlerce yıllık geçmişiyle tarihi keşfetmek isteyenlerin rotasında yer alıyor.
Aydın, Afrodisyas’tan Miletos’a, Priene’den Nysa’ya kadar pek çok önemli antik kente ev sahipliği yapıyor. Mutluluğu simgeleyen 8 bin yıllık kaya resimleri, Afrodit’in kenti Afrodisyas, bilim ve kültürün merkezi Miletos, en iyi korunmuş antik kent Priene ve kehanet merkezi Apollon gibi değerli yerler, Aydın’ı adeta bir açık hava müzesine dönüştürüyor. Hitit, Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi birçok medeniyetin izlerini taşıyan bu topraklar, ziyaretçilerini derin bir tarih yolculuğuna davet ediyor. Peki, Aydın'da keşfedilmesi gereken tarihi bölgeler hangileri? Aydın'ın antik kentleri nerede? İşte cevabı...
Alinda Antik Kenti
Alinda, Aydın'ın Karpuzlu ilçesinde yer alan bir antik Karya kentidir. Büyük kent kalıntıları ve Karpuzlu Ovası'na bakan manzarasıyla dikkat çeker.
Alinda'nın tarihi M.Ö. 14. yüzyıla kadar uzanır. Kent, Hitit İmparatoru II. Mursilis döneminde Sena Irmağı bölgesine bağlıydı ve o zamanlar adı "İalanti"ydi. M.Ö. 5. yüzyılda Attika-Delos Deniz Birliği'ne vergi ödemiştir.
M.Ö. 334'te Sürgündeki Karya Kraliçesi Ada, Büyük İskender'i burada karşılamış ve İskender, bölgeyi ele geçirdiğinde Ada'ya yönetim yetkisi vermiştir. Alinda, kısa süre sonra "Latmos'un İskenderiyesi" olarak anılmaya başlandı. Ancak, bu ismin hangi yerleşim yerine ait olduğu konusunda belirsizlik vardır. Kentin eski adı, M.Ö. 81'de tekrar kullanılmaya başlandı.
Alinda, M.Ö. 3. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar önemli bir ticaret şehri olarak kendi paralarını basıyordu. Kentte Praksiteles'in Afrodit heykelinin bulunduğu bir Apollon tapınağı vardı.
Kentte bir Roma tiyatrosu, su kemeri, pazar yeri, tapınaklar ve lahit kalıntıları bulunur. Ayrıca, büyük bir su sistemi ve güçlü savunma yapıları mevcuttur. Alinda, Bizans döneminde Aphrodisias Metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olmuştur.
Afrodisias Antik Kenti
Afrodisias, Tanrıça Afrodit’e adanmış bir antik Yunan kentidir ve Anadolu’nun güneybatısında, Aydın ilinin Karacasu ilçesinde yer alır. Kent, MÖ 5. yüzyılda kurulmuş ve Roma İmparatorluğu döneminde sanat merkezi haline gelmiştir. 2009'da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne, 2017'de ise Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir.
Afrodisias, özellikle heykeltıraşlık okulu ile ünlüdür. Kentteki en önemli yapılar arasında Afrodit Tapınağı, Hadrianus Hamamı, Tetrapylon (Anıtsal Kapı) ve Stadyum bulunur. Kent, zaman içinde birkaç büyük deprem geçirmiş, özellikle 7. yüzyılda büyük zarar görmüştür. Hristiyanlık döneminde kent Stavropolis adını almış, 1260’tan sonra Türklerin egemenliğiyle Geyre olarak anılmaya başlanmıştır.
Afrodisias’taki kazılar, 1900'lerin başından itibaren sürdürülmüş, özellikle Kenan Erim’in 1960’larda başlattığı kazılarla önemli buluntulara ulaşılmıştır. Günümüzde bu kazılar New York Üniversitesi tarafından devam etmektedir. Ayrıca, antik kentteki eserlerin sergilendiği Afrodisias Müzesi, 2008’de açılmıştır.
Kentteki önemli yapılar arasında, MS 200 civarında inşa edilen Tetrapylon, Aphrodite Tapınağı, Hadrianus Hamamı ve Stadyum yer alır. Sebasteion Tapınağı, Roma İmparatoru Augustus’a adanmış olup, şehrin tarihindeki Roma etkisini yansıtır. Kent, ayrıca antik drenaj sistemleri ve su yönetimi konusunda da yapılan restorasyonlarla dikkat çekmektedir.
Alabanda Antik Kenti
Alabanda (veya Khrysor Antiokyası), Aydın ilinin Çine ilçesine bağlı Doğanyurt köyünde bulunan antik bir Karya kentidir. Şehir, iki yükselti arasındaki eyer şeklindeki bir alanda yer alır ve değerli taşlarıyla ünlüdür. Efsaneye göre, şehir Karyalı kahraman Alabandus tarafından kurulmuştur. Alabanda, tarih boyunca Pers, Selevkos, Roma ve Bizans egemenliğine girmiştir.
Erken dönemde, şehir Khrysaor Birliği'ne dahil olmuş ve Selevkos kralı III. Antiochus onuruna Khrysor Antiochia olarak adlandırılmıştır. MÖ 70'te Roma yönetimine giren şehir, zamanla önemli bir merkez haline gelmiştir. Roma döneminde, şehri işgal eden isyancı Quintus Labienus'un ardından şehre zarar verilmiş, ancak şehir MS 3. yüzyıla kadar kendi parasını basmaya devam etmiştir. Bizans döneminde ise piskoposluk merkezi olmuştur.
Alabanda, XI. yüzyılda Türk egemenliği altına girmiş, Haçlı Seferleri sırasında tekrar el değiştirmiştir. Kilise tarihinde, bazı Alabanda piskoposları önemli konsüllere katılmıştır ve şu anda Katolik Kilisesi tarafından titular piskoposluk olarak listelenmektedir.
Alabanda'nın kalıntıları Çine'nin 8 km batısında bulunmaktadır ve bir tiyatro ile diğer bazı binaların kalıntılarından oluşmaktadır, ancak kazılar çok az sayıda yazıt ortaya çıkarmıştır.
Alabanda’da ilk defa 1905-1906 yıllarında Ethem Hamdi Bey tarafından kazılar yapılmıştır. Alabanda antik kentinin arkeoloji dünyasına ve turizme kazandırılması için 1999 yılından itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izinleri ile Aydın Müze Müdürlüğü başkanlığında kazılar yapılmaktadır. Günümüzde kazıları çoğunluğu Atatürk Üniversitesi'nden olan bir ekip tarafından yapılmaktadır.
Didyma Antik Kenti
Didim’e ismini veren Didyma Antik Kenti, İyonya döneminin en önemleri şehirlerinden biri kabul edilirdi. Didyma; müziğin, sanatın ve bilgeliğin tanrısı olarak kabul edilen Apollon’a adanmış kutsal bir alandır. Apollon Tapınağı’nın etkisiyle zaman içerisinde dini bir kimlik kazanan antik kentin M.Ö. 6. yüzyılın ortalarında inşasına başlandığı düşünülmektedir.
Antik dönemde ticaret Miletos’a bağlı ibadet yeri olan Didyma kutsal alanında kurulan Apollon Tapınağı, halkın tanrılara güvenceleri için dua etme, adak sunma, festival ve yarış gibi etkinlikler düzenleme ve en önemlisi geleceklerini öğrenme, dertlerine çare bulma gibi isteklerini karşılamak için faaliyet gösterirdi.
Tarih ve arkeoloji meraklıları için büyüleyici bir deneyim sunan Didyma’da antik dönemin büyüsünü hissedebilir, tarihi bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Anda Barut Collection’a 9 km mesafede bulunan Didyma Antik Kenti, Didim tatilinizde heyecan verici bir keşif olabilir.
Tralleis Antik Kenti
Tralleis antik kenti, Aydın ilinin kuzeyinde, Kestane Dağı'nın güney yamaçlarında yer alır. Antik kaynaklarda Menderes Nehri ve Mesogis Dağı arasındaki konumu, kentin bazen Karia, bazen de Lidya Bölgesi içinde sayılmasına neden olmuştur. Strabon, kentin etrafındaki zengin halkı ve önemli kişilerin başka eyaletlerde görev yaptığına değinir. Tralleis, İskender'in MÖ 334'teki zaferiyle Makedonya Krallığı'na katılmış, sonrasında çeşitli Hellenistik krallıklara, Romalılara ve Bizans İmparatorluğu'na bağlı olmuştur.
Antik dönemde Tralleis, sanat ve bilimde önemli bir merkezdi. Hellenistik dönemde heykeltıraşlık, mimarlık ve seramikte canlılık yaşanmış, kenti çevreleyen stratejik konum ekonomik ve kültürel gelişimi desteklemiştir. Roma döneminde ise kent "Caesarea" adıyla bilinmiş, deprem sonrası Augustus tarafından imar edilmiştir. Tralleis'in sanat alanındaki ünü, özellikle heykeltıraşlıkta Batı Anadolu'nun önemli merkezlerinden biri olmasını sağlamıştır.
Tralleis'in erken tarihi hakkında sınırlı bilgiler bulunmakla birlikte, antik dönemdeki kazılarda önemli yapılar, heykeller ve eserler ortaya çıkmıştır. Kentteki kazı çalışmalarına 1888 yılında başlanmış, ardından farklı dönemlerde yapılan araştırmalarla antik kent daha ayrıntılı incelenmiştir.
Kent, Bizans dönemi sonrası Türkler tarafından fethedilmiş, 14. yüzyılda Aydınoğulları ve ardından Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır.
Nysa Antik Kenti
Nysa, Aydın'ın Sultanhisar ilçesinde yer alan, MÖ 3. yüzyıla tarihlenen bir antik kenttir. Roma döneminde Asia Eyaleti’nin önemli şehirlerinden biri olmuştur. Kent, Menderes Nehri'nin kuzeyinde, Cevizli Dağları'nın güney yamaçlarında kurulmuştur.
Nysa, Karia kentlerindendir ve kuruluşuyla ilgili farklı görüşler vardır. Strabon, burada eğitim gördüğü için kent hakkında önemli bilgiler bırakmıştır. Roma egemenliğinde kültürel açıdan büyük bir gelişim göstermiştir.
Kentin yapıları arasında gymnasion, kütüphane, tiyatro, agora, bouleuterion ve hamam bulunmaktadır. Nysa'nın mitolojisi Dionysos ile ilişkilidir; Hermes, Dionysos'u burada büyütmesi için perilere emanet etmiştir.
Kazılar, 1907’de Alman W. von Diest tarafından başlanmış, 1960’larda İzmir Müzesi ve 1990'larda Ankara Üniversitesi tarafından devam etmiştir. 2012’den itibaren kazı ve restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir.
Agora, Gerontikon ve diğer alanlarda yapılan kazı ve restorasyonlar arasında önemli heykel ve mimari parçalar bulunmuş, bu eserler Aydın Müzesi'ne teslim edilmiştir.
Magnesia Antik Kenti
Magnesia, antik Yunan'da İyonya bölgesinde yer alan bir kenttir ve günümüzde Aydın ilinin Germencik ilçesine bağlı Ortaklar yakınlarında bulunmaktadır. Efsaneye göre, Thessalia'dan gelen Magnetler tarafından kurulan kent, MÖ 400-399 yıllarında Atinalı Thibron tarafından Menderes Nehri'nin taşkınlarından korunmak amacıyla yer değiştirilmiştir.
Kent, tarih boyunca Pers, Seleukos ve Bergama Krallığı'nın egemenliğine girmiş ve en parlak dönemini Roma İmparatorluğu döneminde yaşamıştır. MÖ 133'te Roma'ya bağlanan Magnesia, özellikle ticaret ve strateji açısından önemli bir yerleşimdi.
Kentteki en önemli yapılar arasında Artemis Leucophryene Tapınağı yer alır. Tapınak, güzelliği ve uyumuyla Efes'teki Artemis Tapınağı'ndan üstün kabul edilmiştir. Kentte ayrıca Zeus Tapınağı, tiyatro ve agora gibi önemli yapılar da bulunmaktadır.
Magnesia'daki kazılar 1890'ların başında başlamış ve 1984'te yeniden gündeme gelmiştir. Çıkarılan eserler Berlin, Paris, İstanbul ve Aydın müzelerinde sergilenmektedir. En son 2018'de Artemis Tapınağı'nda altı Yunan heykeli bulunmuştur.