Keçe, sadece bir el sanatı değil, aynı zamanda bir terapi yöntemi! Keçe sanatçısı Yalçın Ayarcıoğlu, geleneksel el sanatlarının insan psikolojisini olumlu yönde etkilediğini belirterek, “Psikosomatik ilaçlar yerine insanlar keçeyle uğraşarak ruhlarını dinlendirebilir, kendilerini keşfedebilir ve hatta kendilerini daha çok sevmeyi öğrenebilir” diyor. Keçenin sadece bir malzeme değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi olduğunu vurgulayan sanatçı, el sanatlarının insanın ruhuna dokunan iyileştirici gücüne dikkat çekiyor.

Keçe sanatçısı Yalçın Ayarcıoğlu, sekiz yıldır Kemeraltı’nda bu geleneksel el sanatını sürdürüyor. Ancak kendisini keçeci olarak değil, keçe tekniğini hazmetmiş ve onu farklı tasarımlarda kullanmaya çalışan biri olarak tanımlıyor. Keçe ile ilgili yaklaşık 13-14 yıllık bir geçmişi var.

Keçenin kökeni, 3000 yıl öncesine kadar uzanıyor. Kaynaklar, ilk olarak Asya’nın kuzeyinde göçebe Türkler tarafından kullanıldığını belirtiyor. Arkeolojik buluntular da bu bilgiyi doğruluyor. Geleneksel Türk el sanatlarından biri olan keçe, günümüzde hâlâ yaşatılmaya devam ediyor.

Keçenin üretimi ve özellikleri

Keçenin ana malzemeleri yün, su ve sabundur. Yalçın Ayarcıoğlu, bu malzemeleri bir araya getirmenin büyük bir sabır gerektirdiğini vurguluyor. Keçe, sadece bir el sanatı değil, aynı zamanda farklı inanışlara ve bilimsel özelliklere de sahip. Geleneksel inanışlara göre keçe, negatif enerjiyi emerek insanları nazardan koruyor. Bilimsel olarak ise yün, dünyadaki en yüksek radyasyon koruma kapasitesine sahip doğal materyallerden biri.

Keçe ve günlük hayat

Keçe, günlük yaşamda birçok alanda kullanılabiliyor. Yabancı bir müşterisinin “Keçe ile ne yapıyorsunuz?” sorusuna “Her şey!” diye cevap verdiğini belirten Ayarcıoğlu, keçenin her forma sokulabileceğini vurguluyor. Ancak el işçiliği gerektirdiği için seri üretim yapmak zor.

Yün kaynakları ve tercih edilen türler

Keçe üretiminde kullanılan yünler genellikle iki ana kaynaktan geliyor: Anadolu’daki yerli merinos koyunlarının yünü ve ithal yünler. Anadolu merinosları genellikle et ve süt üretimi için yetiştirildiğinden, yünleri daha kısa ve kalın oluyor. Keçede  kullanımına daha uygun olan uzun ve ince lifli yünler ise ağırlıklı olarak Yeni Zelanda, Avustralya, İrlanda ve Arjantin’den temin ediliyor. Özellikle Yeni Zelanda ve Avustralya yünleri, daha yumuşak ve ince yapısıyla tercih ediliyor.

Gelenekselden moderne keçenin geleceği

Yalçın Ayarcıoğlu, keçenin geçmişi kadar geleceğinin de önemli olduğunu vurguluyor. Polyester ve yapay ürünlere karşı doğal bir alternatif olan keçe, el emeğiyle üretildiği için daha kıymetli hale geliyor. Günümüzde keçe sanatı, modern tasarımlarla birleşerek yaşatılmaya devam ediyor.

Keçede soyut desen çalışmaları 

Yalçın Ayarcıoğlu, keçe tasarımlarında soyut desenleri ön plana çıkarmaya çalışıyor. Geleneksel motiflerin ötesine geçerek, keçeyi sanatın farklı bir boyutuna taşıyor. Desenlerle keçenin estetik gücünü vurgularken, aynı zamanda bu malzemenin sınırlarını genişletmeyi hedefliyor.

CHP'li Aslanoğlu'ndan Avukatlar Günü mesajı: Savunma özgür değilse, kimse güvende değildir CHP'li Aslanoğlu'ndan Avukatlar Günü mesajı: Savunma özgür değilse, kimse güvende değildir

Keçeyi farklı kullanım alanlarına taşımak

Keçeyi yalnızca kadın süs eşyaları ve giysileri için değil, farklı alanlarda da değerlendirmeye çalışıyor. Keçenin, geleneksel kullanımından çıkarak sanatsal ve fonksiyonel bir malzeme olarak farklı yapı ve tasarımlarda yer almasını sağlıyor.

Keçe ve sıfır atık bilinci

Keçenin doğallığı ve sürdürülebilirliği, sıfır atık anlayışıyla da örtüşüyor. Koyunun yününün tamamının insan tarafından kullanılabilmesi, doğaya zarar vermeden üretim yapmayı mümkün kılıyor. Ayarcıoğlu, çalışmalarında bu ekolojik yönü de göz önünde bulundurarak, keçeyi sadece bir malzeme değil, çevre dostu bir yaşam felsefesinin parçası olarak sunuyor.

Muhabir: SEMRA İĞTAÇ