İz Gazete’yi ziyaret eden EMEK Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, çözüm süreci ve iktidarın muhalefet partilerine yönelik operasyonları hakkında değerlendirmelerini aktardı.  

AKP iktidarı bir yandan “çözüm” derken diğer yandan kayyım atamaya devam ediyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan “çözüm sürecini” nasıl değerlendirirsiniz? 

“Bu noktaya gelmeyi zorunlu kılan çeşitli unsurlar var. Türkiye’nin son 50 yıllık döneminde Kürt sorunu için herhangi bir çözüm tartışması iktidarların ellerinin en zayıf olduğu dönemlerde açıldı. Ülke içinde toplumsal kesimlerde denetimlerinin zayıfladığı, ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasi anlamda çoklu krizlerle karşı karşıya kaldıkları ve bunları yönetemedikleri, özellikle bölgede yaşanan gelişmelerde bütün o yayılmacı politikaların dönüp kendilerine vurduğu ve dünya siyasetinde çalkalanmalarının olduğu zamanlarda biz bu çözüm süreçlerini gördük. Aslında şimdi de aynı şey gerçekleşiyor. AKP iktidarı genel olarak da Cumhur İttifakı ülke sınırları içerisinde geçim derdinin bu kadar büyüdüğü, çok geniş kesimleri kendisine karşı kendiliğinden örgütlediği ve bir taraftan da geniş halk kesimlerine yeni bir hikâye anlatamadıkları bir dönemde biz bu noktaya geldik. Haritalar değişiyor ve bu haritaların emperyalistler lehine değil halklar lehine değişmesi konusunda birtakım eşikler de oluşmuş durumda. Bu eşiklerden halkların kendi haklarını koruyarak çıkması için önemli bir uluslararası proje var orada. AKP iktidarı kendine orada bir alan açmaya çalışıyor ve orada karşısındaki en büyük dinamiklerden biri Kürt varlığı. İçeride Kürt sorununu çözememiş bir iktidarın oradaki Kürt kartını kendi lehine kullanamayacağı açık. ‘Çözüm sürecini’ bu düzlem içerisinde okumak gerekiyor.”

‘Demir yumruğunu indirmiyor’

“Biz bu meseleyi bir samimiyet ya da samimiyetsizlik olarak okumuyoruz. Çünkü böylesi çok temel, ülke tarihinin kadim sorunlarında, iktidarın samimiyeti ya da samimiyetsizliği değil çıkarları esastır. Elbette Kürt halkını, sol sosyalist güçleri de düşman olarak ilan eden, elindeki bütün silahları kullanan bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. O yüzden aynı anda kayyım atamalarını, gazetecilerin, siyasetçilerin tutuklanmasını, tiyatroculara kadar uzanan bir saldırganlık sürecini bir arada yaşıyoruz. Demir yumruğa kadife eldiven giydirme operasyonu var ama nihayetinde Kürt halkı da emek demokrasi güçleri de bir iç cephe tahkikatında asıl görülmesi gerekenin demir yumruk olduğunu iyi biliyorlar. Bunu iktidar da bildiği için demir yumruğunu hiç indirmiyor.”

CHP, DEM Parti ve bazı STK’lar ile derneklere yapılan operasyonlarla birlikte Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) de bir operasyon yapıldığını ve tutuklamalar olduğunu gördük. HDK operasyonunu ve genel başkanınız İskender Bayhan’ın ifadesiyle, “6 bin kişilik liste” olmasını nasıl değerlendirirsiniz?

“Bu operasyonu Türkiye’de uzun yıllardır ortak bir mücadele zemini yaratmaya çalışan sol sosyalist güçlerin, emek demokrasi güçlerinin her dönemde ortak mücadele zemini yaratmak için ortaya koyduğu mücadele araçlarına bir saldırı olarak değerlendiriyoruz. HDK, özellikle 2011 sonrasında emek, özgürlük ve demokrasi bloğunun aslında topluma bir birleşik mücadele olarak ilan ettiği bir araçtı. Sonrasında bu araç kendi içindeki tartışmalarla bir partileşme sürecine girdi ve HDP olarak ortaya çıktı. Biz EMEP olarak o bloğun içinde yer aldık, belirli bir dönem bunun içinde yer aldık ama partileşme sürecine girdiği anda biz EMEP olarak bunun o dönemin mücadele güçleri açısından gerekli olan bir adım olmadığını düşündüğümüz için içinde yer almadık.” 

Bayraklı’da Ramazan coşkusu: 4 bin kişiye iftar ve geleneksel gösteriler Bayraklı’da Ramazan coşkusu: 4 bin kişiye iftar ve geleneksel gösteriler

‘Mesele 6 bin kişilik listeler değil’

“Bugün yapılan operasyon aslında bu mücadeleye ve bu geçmişe yapılan bir saldırıdır. Bizim İl Başkanımız Sema Barbaros ve pek çok yoldaşımız bu operasyonda tutuklandı. Esas operasyon emek demokrasi güçlerinin ortak mücadelesine inanan ve sorumluluk almış olanlara yönelik bir operasyon oldu. Elbette bunun devamı da gelecek, çünkü mesele 6 bin kişilik listeler değil, o listeler, biz nasıl sorumluluk alabiliriz diye tartışan binlerce insanın olduğu listeler. İktidar şimdi her ortaya çıkan birleşik mücadele filizini çok çeşitli yöntemlerle ortadan kaldırmaya çalışırken o listeleri o mücadelelerin mahiyetine göre kullanmak istiyor.”

CHP’nin doğal Cumhurbaşkanı adaylarının biri Ekrem İmamoğlu. İmamoğlu’na açılan soruşturma sayısı 5’i buldu ve kendisi hakkında, “siyasi yasak” talep ediliyor. AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan İmamoğlu’ndan mı korkuyor, siyasi anlamda önderlik potansiyeli olan herkesten mi? İmamoğlu’nun şahsına yapılan operasyonları ve muhalefetin bu operasyonlara gösterdiği reaksiyonları nasıl değerlendirmek gerekir? 

“Bugün siyaset denilen şey birtakım figürlerin kendi aralarında rekabeti, kendi güçlerini tahkim etmeleri, dolayısıyla bir güç savaşı gibi anlaşılıyor ve anlatılıyor. Böyle olunca da siyaset geniş kitleler tarafından 5 yılda bir kimin için oy kullanacağı meselesine indirgeniyor. Bunun böyle anlaşılmasında ana muhalefet partisinin de büyük bir sorumluluğu var. Böyle anlattığınızda geniş halk kesimlerinin bir figürün arkasına sığınmasını ve yapması gereken tek şeyin onu desteklemek olduğunu söylersiniz ve bu ne o siyaset figürlerini güçlendirir ne de halkın siyasete dahil olmasını sağlar. Biz EMEP olarak meselenin tek başına dokunulmaz bir Erdoğan figürü ve ona karşı en güçlü aday fikrinin tek adam rejimini besleyen unsurlar olduğunu düşünüyoruz.” 

‘Tarih sahnesinden silecek bir mücadele’

“Bugün CHP’nin belediyelerine yapılan kayyım atamalarının da CHP’nin kendi iç meselelerine yönelik iktidar müdahalelerinin de CHP’nin öne çıkan siyasi figürlerine yönelik sürekli bir operasyon çekme meselesinin de önemli olduğunu ve buna karşı hep birlikte mücadele edilmesi gereken meseleler olduğunu da biliyoruz. CHP’nin de ona yönelik operasyonların da toplumsal muhalefeti sindirmek ve yok etmek, tek adam rejiminin karşısına çıkacak taşları temizleme meselesi olduğunu görmek lazım. Örneğin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde esas olarak Erdoğan’ın karşısında elbette ki toplumsal muhalefet güçlerinin yan yana durabileceği tek adam rejimini engelleyip tarih sahnesinden sileceği bir mücadelenin esas olacağını düşünüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar giden süreç, seçimin kendisinden daha önemli diye bakıyoruz.”

Muhabir: BATUHAN KAYA