Dünya genelinde 2 Nisan günü, “Otizm Farkındalık Günü” olarak kabul ediliyor ve Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) hakkında toplumsal bilinçlenmeyi artırmayı amaçlıyor. Otizmin erken teşhisi ve otizmli bireylerle etkili iletişim kurma yöntemleri üzerine bilgi edinmek, hem bireylerin hem de toplumun bilinçlenmesine katkı sağlaması açısından önem arz ediyor.​

Nöro-gelişimsel farklılık ve buna bağlı olarak “içe yöneliklik” diye adlandırılan Otizm Spektrum Bozukluğu dünyada 59’da 1’e yükseldi. Otizm, ilk üç yaş içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu süren, özellikle sosyal ilişkiler kurma ve sürdürmede zorluklara neden olan gelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanıyor. Sözel ve göz teması kurma ve jest-mimik kullanımı gibi sözsüz iletişimde zorluk yaşanması ile karakterize ediliyor.

Otizmin erken dönemde fark edilmesi gereken bir nörogelişimsel hastalık olduğunu belirten Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Topçu, otizmin erken çocukluk döneminde kısıtlı ilgi alanları ve takıntılarla başlayan nörogelişimsel bir hastalık olduğunu ve her 40-60 kişiden birinde görüldüğünü ve belirtilerin çok erken yaşlarda ortaya çıkabildiğini söylüyor. ​

Otizmin belirtileri

Otizm teşhisi, uzman klinik psikologlar veya çocuk ve ergen psikiyatristleri tarafından kapsamlı bir değerlendirme süreciyle konuluyor. Süreç, çocuğun gelişimsel geçmişi, davranışları ve iletişim becerileri üzerine detaylı gözlemler ve standart testler içeriyor.

Prof. Dr. Topçu, iki aylık bir bebekte göz teması olmamasının ve karşılıklı gülüşmenin eksikliğinin otizmin ilk belirtisi olabileceğine dikkati çekerek, “Bir yaşında anlamlı kelime kullanmaması, iki yaşında cümle kurmaması, ismine yönelmemesi, çocuklar büyüdükçe oyun kurma becerilerindeki eksiklikler ve ayrıca yaşıtlarıyla iletişim kurmada yaşanan zorluklar da otizmin belirtileri arasında yer almaktadır.” diyor.

Otizm hastalığında genetik ve çevresel faktörlerin önemli rol oynadığına işaret eden Topçu, anne ve babanın 40 yaş üstünde olması, büyük şehirlerde yaşamak, sosyal olmayan bir çevrede iletişimden ve uyarıdan uzak büyümek ve ekran maruziyeti gibi faktörlerin otizm riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.

Bireysel eğitim, dil terapisi büyük öneme sahip

Topçu, gebelik sürecindeki annenin sağlık durumunun ve geçirilen enfeksiyonların da otizmin gelişimine etki edebileceğine dikkat çekerek, şunları söylüyor:

“Otizm de erken teşhis çok önemli. Bu hastalığın tedavisinde bireysel eğitim, dil terapisi, ergoterapi ve duygu bütünleme tedavileri büyük öneme sahip. Ayrıca, otizme eşlik eden örneğin dikkat eksikliği, epilepsi, stres bozuklukları veya depresyon gibi durumlar varsa bu belirtilerin de uygun tedavilerle ele alınması gerekiyor. Otizm spektrum bozukluğunu kesinlikle düzeltecek kesin bir ilaç tedavisi yok ancak eşlik eden sorunlar için ilaç tedavileri uygulanabilir. Hastalığın tedavisinde, Omega-3 ve seçilmiş olgularda ketojenik diyet tedavisi bazı hastalarda faydalı olabilir. Masaj terapisi ve at biniciliği gibi terapiler de çocukların sosyal becerilerini artırabilir, dil gelişimlerine katkı sağlayabilir.”

Otizmli bir bireyle nasıl iletişim kurulur?

Otizmli bireylerle etkili iletişim kurmak, onların ihtiyaçlarını anlamak ve topluma uyumlarını desteklemek için özel yaklaşımlar gerektiriyor. İşte bazı öneriler:​

Basit ve net dil kullanımı: Kısa ve anlaşılır cümleler kullanmak, karmaşık ifadelerden kaçınmak iletişimi kolaylaştırır. ​

Görsel destekler kullanmak: Resimler, işaretler veya yazılı kelimelerle desteklenen iletişim yöntemleri, anlayışı artırabilir. ​

Mesaiden sonra randevu uygulaması: Kalite düştü, doktorlar tükenmişlik sendromu yaşıyor Mesaiden sonra randevu uygulaması: Kalite düştü, doktorlar tükenmişlik sendromu yaşıyor

Sabırlı ve empatik olmak: Reaksiyonlarını anlamak ve onlara uygun şekilde yanıt vermek, güvenli bir iletişim ortamı oluşturur.​

Ortak ilgi alanları oluşturmak: Bireyin ilgi duyduğu konular üzerinden iletişim kurmak, etkileşimi artırabilir.

Otimzli Temple Grandin ‘sarılma makinesi’ tasarlamıştı

Amerikalı hayvan bilimi uzmanı Temple Grandin, iki yaşında otizm tanısı alan bilim insanlarından. Profesör Grandin ancak dört yaşına geldiğinde aldığı eğitimler sayesinde konuşmaya başlamış. Grandin’in hayatı otizmin tedavisinde aile faktörünün ve iyi bir öğretmenin önemli olduğunun ‘en güzel ispatı’ olarak kabul ediliyor.

Amerikalı bilim insanının yaşamında en dikkat çeken noktalardan biri, yaşıtları ile aynı okula giderek toplumdan soyutlanmaması. Henüz 18 yaşındayken otizmli çocukların sakinleşmesini sağlayan ‘sarılma makinesi’ni tasarlayan Grandin, Time dergisinin 2010’daki ‘En Etkili 100 İsim’ listesinin ‘Kahramanlar’ kısmında yer alıyor. Hayatı, ismini taşıyan Emmy ödüllü filme konu olmuştu.

Kaynak: HABER MERKEZİ