Uzman Diş Hekimi ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Taha Özkan, "Oral herpes, basit bir uçuk sorunu değil, ağız ve diş sağlığını derinden etkileyen bulaşıcı bir viral enfeksiyondur. Virüs bir kez vücuda girdiğinde sinir hücrelerine yerleşerek ömür boyu kalıcı olabiliyor. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda yeniden aktif hale gelerek diş eti iltihabı, diş kaybı ve hatta çene kemiği erimesine yol açabiliyor" dedi.

Prof. Dr. Özkan, HSV-1'in bulaşma yollarını şöyle sıraladı:

Tükürük teması: Öpüşme, aynı bardak veya çatal-kaşık kullanımı

Oral-genital temas: Virüs genital bölgeye de bulaşabilir

Ortak eşya kullanımı: Havlu, ruj, diş fırçası gibi kişisel eşyaların paylaşımı

Temas yoluyla yayılma: Enfekte bölgeye dokunduktan sonra göz, burun veya ağıza temas

Reflüyü ateşleyen yiyecekler: Midenize dost mu düşman mı? Reflüyü ateşleyen yiyecekler: Midenize dost mu düşman mı?

"Virüs en çok aktif uçuk döneminde bulaşıcı olsa da, belirti göstermeyen taşıyıcılardan da geçebiliyor" uyarısında bulundu.

HSV-1'in ağız ve diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini anlatan Özkan:

Dudaklarda: Ağrılı kabarcıklar, çatlama ve bazı durumlarda kalıcı izler

Ağız içinde: Herpetik stomatit adı verilen ciddi enfeksiyonlar

Diş etlerinde: Şişme, kanama ve ağrılı ülserler

İleri vakalarda: Diş kaybı ve çene kemiğinde geri dönüşü olmayan hasarlar

"HSV taşıyıcılarında diş eti hastalığı görülme oranı, normal bireylere göre 3 kat daha fazla" diyen Özkan, virüsün çene kemiğinde osteonekroza (kemik dokusunun ölümü) bile yol açabileceğini vurguladı.

Korunma ve önleme yöntemleri

Prof. Dr. Özkan, HSV-1'den korunmak için şu önerilerde bulundu:
-Düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmeyin
-Antiviral etkili ağız gargaraları kullanın
-Diş fırçası gibi kişisel eşyaları paylaşmayın
-Bağışıklık sistemini güçlendiren besinler tüketin
-Ağız ve diş sağlığı problemlerini erken dönemde tedavi ettirin

"Unutmayın, bu virüs bir kez vücuda girdiğinde ömür boyu kalıcı olabiliyor. Bu nedenle korunma önlemleri büyük önem taşıyor" diyerek sözlerini tamamladı.

Uzmanlar, özellikle bağışıklık sistemi zayıf bireylerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğinin altını çiziyor.

Kaynak: İHA