Ticaret Bakanı Ömer Bolat açıklama yaptı: "Boykot çağrısı yapanlara karşı ticaretinde maddi kaybı olan tazminat davası açabilir" dedi. Bu açıklamaya göre artık market alışverişi yaparken bir avukat bizi gölge gibi takip edebilir.

O gofreti bilinçli olarak almadığınız anlaşılırsa ertesi gün kapınıza markanın hukuk ekibi dayanabilir.
“Sayın hakim müvekkilimin gofretini bilinçli olarak yemeyen bu vatandaş, şirketin itibarını zedeledi. Çikolatalı ürünlerimizin cirosu düştü. Tazminat talep ediyoruz!”

Diyelim boykot çağrısı yapmadınız ama sadece “Bu gofretin tadı eskisi gibi değil” dediniz…
O zaman da gıda mühendislerinden oluşan bir bilirkişi heyeti damak zevkinizi sorgulamaya gelebilir.
Bu durumda market raflarına bakarken şöyle ir anons duyabilirsiniz: “Dikkat! Bu ürünü satın almazsanız 5846 sayılı Gofreti sevme yasası gereği yargılanabilirsiniz."

***

 Ya da diyelim yandaş organizasyonun düzenlediği konsere bilinçli olarak gitmediğiniz, boykot hakkınızı kullandığınız tespit edildi.
-    Polis drone’ları o gece evinizde ışık yanıp yanmadığın tespit edebilir.
-    Komşu ihbar hattı devreye girebilir: Sayın yetkili, 3 numaralı daire malum sanatçıyı çok sevmesine ve daha önce konsere gideceğini beyan etmesine rağmen, boykot çağrılarına uyduğundan evinden hiç dışarı çıkmamıştır. Ama penceresinden “Hak, hukuk, adalet” ve “Yurtta Barış” gibi pankartları sarkıtmasını bilmiştir.
Hadi bakalım gelsin mahkeme yolları…
Gereği düşünüldü: Malum partinin ilk kongresinde ‘alkışçı’ olarak görev almasına…!

***

Peki ya boykot listesindeki temizlik bezini almayıp rakip firmanın ürününü kullandığımız şüphesi oluşursa?

-    Dikkat! Koku timi kapınıza dayanabilir!

Bu banyo neden bizim bezler gibi kokmuyor. Şüpheli bir lavanta esintisi var. Bizde lavantalı ürün yok! Tez derdest edile!"

Çay markası mı boykot ettiniz?
Bak bunun cezası en fenası olabilir.
Çay Denetleme Kurulu çaydanlığınıza el koyup tortu analizi yapar ve sonuçtan memnun kalmazsa vay halinize.
Çaysız Vatandaşlık statüsüne geçebilirsiniz.
Size artık misafirlikte bile çay haram!
Gereği düşünüldü: “Ömür boyu duru su (çaysız çay)  içmesine…”

***

Biz sadece demokratik haklarımıza, laik düzene, özgürlüklerimize, hukuk sistemine ve adalete saplanan hançerleri bu ülkenin sırtından çıkarıp atmaya ve iyileşmeye çalışan bir halkız.
Elimizde ne silah var, ne pala, ne bomba…
Olsa da karıncaya zarar vermeyecek insanlarız. Elimizde, saydıklarımdan daha da büyük bir savunma ve hak arama refleksimiz var o da : Ekonomik boykot!
Ve bunu sonuna kadar kullanmak da hakkımız…
Ama gel gör ki bu bile, yani tüketim tercihlerimiz bile adli bir vakaya dönüşme tehlikesinde.
Market fişimiz “Vatansever Tüketici Veritabanı”na  işlenebilir.
Artık her alışveriş bir ‘vatana sadakat testi’. “Acaba bu alışveriş fişi, bir gün savcılık ifadem olur mu?” endişesi taşıyacağımız günlere geldik.
‘Allah sonumuzu hayretsin’ gibi umutsuz ve edilgen bir cümleyle bu yazıyı bitirmeyeceğim tabii ki…
Çünkü: “Niyet hayır, akıbet hayır.”

"Boykot, Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile toplantı gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bir protesto biçimidir. 
Anayasamızın 25., 26. ve 34. maddeleriyle güvence altına alınmıştır."